0’a’0
- Uğur Akyürek
- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur
Sıfır…
Hiçlik değil.
Aslında her şeyin başlayabildiği tek yer.
Matematikte sıfır, sayıları tanımlamaz gibi görünür ama tam tersine…
onlara anlam veren boşluğu kurar.
Bir sayının değeri,
sıfırın ona ne kadar mesafede olduğuyla belirlenir.
Yani:
Değer, boşluğa olan uzaklıktır.
Hayatın Sıfırı
Şimdi gelelim esas soruya…
İnsanın bir sıfırı var mı?
Var.
Ama çoğu insan ondan kaçıyor.
Çünkü o sıfır:
• Ünvanların olmadığı yer
• Alkışın sustuğu an
• Kimsenin seni tanımadığı o iç oda
Orası biraz tehlikeli.
Çünkü orada “rol” yok.
o(-_-)o
Sıfır = Kimliksiz Alan
Sen kimsin?
Gerçekten.
Mesleğin değilsin.
Şarkıların değilsin.
Başarıların hiç değilsin.
Bunların hepsi sayılar.
Ama sıfır?
Sıfır, “sen” dediğin şeyin soyulmuş hali.
Ve ilginç olan şu:
İnsan sıfırına ne kadar yaklaşırsa,
hayattaki sayıları o kadar anlamlı oluyor.
Kaçış mı, Kuruluş mu?
Çoğu insan sıfırdan kaçıyor:
• Sürekli dolu olmak istiyor
• Gürültü, içerik, başarı, hedef
Ama doluluk tek başına bir şey ifade etmez.
Sıfır yoksa,
1000 de anlamsızdır.
⸻
Sanatçı ve Sıfır
Sanatçılar bu yüzden tehlikeli tiplerdir 😄
Çünkü sıfırla vakit geçirirler.
Sessizlikte otururlar.
Hiçbir şey üretmeden beklerler.
Ve o boşlukta bir şey doğar.
Müzik, sessizliğin çocuğudur.
⸻
Sonuç: Herkesin Bir Sıfırı Var
Ama mesele şu:
Onu fark ediyor musun?
• Yalnız kaldığında kaçıyor musun?
• Yoksa orada kalabiliyor musun?
Çünkü…
Sıfır, yokluk değil.
Sıfır, seni kuran görünmez merkezdir
Ve insan,
bu merkezin etrafında ne kadar dolaşırsa dolaşsın,
ondan tamamen kopamaz.
Çünkü her anlam,
oraya göre şekillenir.
Bir şeyin fazla olması,
ancak sıfıra göre fazladır.
Bir şeyin eksik olması,
ancak sıfıra göre eksiktir.
Yani insan,
ne yaşarsa yaşasın,
hep o görünmez referansla ölçer.
Ama bunu bilmez.
Bu yüzden bazen dolu hisseder,
ama nedenini açıklayamaz.
Bazen eksik hisseder,
ama neyin eksik olduğunu bulamaz.
Çünkü ölçtüğü yer,
dışarıda değildir.
İçeride,
sessiz bir noktadadır.
Ve o nokta…
hiçbir şey söylemez.
Ne yön verir,
ne zorlar,
ne de cevap sunar.
Sadece durur.
Ve insan,
o duruşa yaklaştıkça,
kendi içindeki hareketi fark eder.
Ne kadar gereksiz yük taşıdığını,
ne kadar fazla şeyle kendini tanımladığını,
ne kadar uzaklaştığını…
Yavaş yavaş görür.
Ve gördükçe,
bırakmaya başlar.
Çünkü sıfır,
tutunulacak bir yer değil,
bırakılacak bir yerdir.
Orada biriktirilmez.
Orada sadeleşilir.
Ve insan,
ilk kez hiçbir şey eklemeden de var olabildiğini anlar.
İşte o an…
sıfırla temas ettiği andır.
Ve o temas,
bir şey kazandırmaz.
Ama çok şeyi alır.
Fazlalıkları.
Gürültüyü.
Zorunlulukları.
Geriye kalan ise…
değişmez.
Çünkü o zaten hep oradadır. Aky 27







Yorumlar